Çok fena saçmalayasım var şu sıralar. Çünkü söylemek istediğim çok şey var ama bunları anlatacak kelimeler yok. Ya da benim böyle bir becerim yok da denebilir. O yüzden yapabileceğim tek şey saçmalamak, her zaman olduğu gibi. 

Hayat bazen çok pislik yapıyor, ben de çok içleniyorum. Durduk yere, hiç beklenmedik bir zamanda, hiç beklenmeyen bir şekilde insanın hayatına bir şey sokuveriyor - sokuveriyor derken karşısına çıkarıyor manasında. Hadi tamam, buraya kadar sorun yok. Ne kadar iyi, ne kadar hoş… Böyle bir mutluluk falan. Ee sonra? Sonrasında ise resmen gösterip elletmeme durumu yaşanıyor. İşte o noktada erkekleri biraz anlamaya başlıyor gibi oluyorum. Hayır, madem elletmeyeceksin niye gösteriyorsun? Niye karşıma çıkartıyorsun?  Niye böyle bir heveslendiriyorsun? Sonra bir de kaybediyorsun bazen onu… Bir ara bir yerlerde bir alıntı paylaşmıştım, neresi hatırlamıyorum da “Yitirmek, sahip olmamaktan daha iyidir.” “Hiç sahip olmadığım bir şeyi yitirdim ben.” gibisinden bir şeydi. Şimdi cidden şöyle bir düşününce, o sahip olmadığın şeyi yitirmek sanırım sahip olduğunu yitirmekten daha kötü. Sahip olamıyorsun, tadına varamıyorsun, hayallerini gerçekleştiremiyorsun falan fişman. Ve sonra… Puf! Bir anda kayboluyor. Heveslendiğinle kaldın… İyi bok yedin. Aferin.

Lanet olası hayat; sahip olmama izin vermeyeceğin bir şeyi karşıma çıkarma! Ben de insanım, benim de duygularım, zayıf noktalarım ve zaaflarım var. Ayrıca bunlar üstünden prim yapmaya çalışman hiç de hoş değil.

Bir de kendime şaşırıyorum bu aralar. Demek ki benim de paylaşmak istediğim şeyler çıkabiliyormuş. Demek ki benim de söylemek istediğim şeyler olabiliyormuş. Ya da hepsi… Neyse işte. Burası da halka çok açık, gerisini de özel bölgeye saklıyorum. 

Bir şey daha var aslında ama… 

Ama…

  1. neubert posted this

NIGHTNIGHT by DEDDY